0

Tatlı-Ekşi Salata Sosu

Salatada en sevdiğim sos bileşimi şimdiye kadar hep zeytinyağı-limon ikilisi olmuştur. Bu konuda oldukça klasikçiyim, çok fazla yeni tatlar arayışına girmiyorum. İngilizcede “dressing” diye tabir edilen içerikleri çeşitli, kalori bombası salata sosları ile aram çok da iyi sayılmaz. Ancak geçtiğimiz günlerde alternatif bir makarnalı ıspanak salatası yapınca sosunun zeytinyağı-limondan daha zengin bir bileşim olması gerektiğini düşündüm ve tamamen içgüdülerime güvenerek bu süper pratik ve lezzetli sos ortaya çıktı. O zaman buyurun!

1 tatlı kaşığı bal

3 yemek kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı kuru fesleğen

1/2 çay kaşığı sarımsak tozu

Çeyrek limonun suyu (limonunuz çok sulu değilse yarım da kullanılabilir)

1 yemek kaşığı balzamik sirke

Bir tutam tuz

Tüm malzemeleri bir kaseye alıp çatal yardımıyla tamamen karışasıya kadar çırpıyoruz. Salata sosumuz hazır!

Not: Eğer kremsi salata soslarını seviyorsanız aynı karışıma bir yemek kaşığı mayonez ekleyebilirsiniz. Keskin aromasının biraz daha yumuşadığı farklı bir alternatif oluyor bu şekilde.

Afiyet olsun! 🙂

 

 

 

Advertisements
0

Çikolatalı Unsuz Yulaflı Kurabiye

Tam bir yıl olmuş en son burada tarif yayınlayalı! Zaman yoğunluğun içinde fark etmeden akıp gitmiş. Ama ara ara girip baktığımda blogun hala okunuyor, ziyaret ediliyor olması beni yeni bir tarif neden olmasın diye düşünmeye itti. Ve işte tekrar yazıyorum…

Unsuz, ekstra beyaz şeker ve yağ ilavesiz bir kurabiye tarifi bu. Her yerde görmeye alıştığımız “unsuz, şekersiz, yağsız” sıralamasını başlığa yapıştırmak istemedim. Çünkü içine koyduğumuz çikolatanın içerisinde şeker ve yağ olduğunun, muzun kendine ait meyve şekeri içerdiğinin farkındayım tabii ki. Ama içinde hiç un yok, hiç ekstra beyaz şeker ve yağ ilavesi yok. Üstelik de gerçekten lezzetli. Diyetteyseniz miktarı yine de abartmadan bence gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. O zaman tarife geçelim.

20160805_154729

1 olgun muz

3/4 su bardağı yulaf ezmesi

50 gr eritilmiş bitter çikolata

1 tatlı kaşığı akçaağaç şurubu (isterseniz bal da kullanabilirsiniz veya tariften tamamen çıkarıp daha bitter bir tat elde edebilirsiniz)

1/2 su bardağı ceviz (irice dövülmüş)

Öncelikle muzu bir karıştırma kabının içinde püre haline getiriyoruz. İçine sırasıyla akçaağaç şurubu, yulaf ve cevizi ekleyip karıştırıyoruz. Son olarak da benmari usulü eritilmiş çikolatayı ilave ediyoruz. Malzemelerin tümü karıştığında döktüğünüzde yayılmayacak bütünlükte bir kıvam elde ediyoruz. Fırın kağıdının üzerine bir kaşık yardımıyla şekil verip aralıklı olarak yerleştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 10-15 dakika pişiriyoruz. Bence bu tarifin olmazsa olmazı ceviz. Çok güzel bir lezzet ve çıtırlık katıyor. Siz fındık, fıstık gibi alternatif malzemelerle de deneyebilirsiniz. Afiyet olsun! 🙂

 

0

Labneli Dolgu Kreması

Zamanım dar, yazmak istediklerim çok olunca seçmekte biraz zorlansam da bugün blogun başına oturdum ve bu çok çok kolay ama lezzeti bol krema tarifini paylaşmak istedim. Ben kremayı bu seferlik acelem olduğu için -aşağıdaki görsellerde göreceğiniz üzere- hazır tart tabanlarının üzerinde kullandım. Ama ev yapımı tart ve keklerin üzerinde, cupcake içlerinde ya da pasta kreması olarak kullanmayı daha çok seviyorum. Özellikle kahve veya yoğun kakao aromalı kek ve kurabiyelere çok çok yakışıyor.

krema çik                                                                                                             krema mey

Malzemeler

3 kahve fincanı şeker

1,5 kahve fincanı un

2,5 su bardağı süt

200 gr labne

İlk olarak iki üç kat yaptığımız kağıt havlu üzerine labne peynirinin tamamını alıp 15-20 dakika kadar süzdürüyoruz. Başlangıçta içinde su yok gibi görünse de bir süre sonra kağıt havlunun tamamen ıslandığını göreceğiz. Orta boy bir tencerede un ve şekeri karıştırıyoruz. Üzerine soğuk sütü ekleyip devamlı karıştırarak muhallebi kıvamına gelesiye kadar pişiriyoruz. Ateşten aldıktan sonra soğuyasıya kadar ara ara karıştırıyoruz. Karışım tamamen soğuduğunda içine süzdüğümüz labneyi ekliyoruz ve hızlı devirde çırpıyoruz. Üzerini streç filmle kapatıp yaklaşık bir saat kadar buzdolabında bekletiyoruz. Buzdolabından aldığımızda bir kez daha karıştırıyoruz ve kremamız kullanıma hazır! Ben mini tartlarımın yarısını şeftali dilimleri ve vişne taneleriyle, diğer yarısını ise elenmiş kakao ve minik Kinder bar çikolatalarıyla süsledim. Siz de hayal gücünüzü konuşturabilirsiniz. Afiyet olsun! 🙂

0

Vişneli Çikolatalı Kek

Vişne ile yapılan sos, reçel, kek, pasta, muffin, kurabiye, tatlı, tuzlu,… kısacası her türlü yiyeceğin hiçbirine hayır demem, mutlaka şans veririm. Çünkü vişne en sevdiğim meyvelerden biri. Çocukken ciddi miktarlarda vişneyi kiraz yiyormuşcasına mideye indirir, etrafımdakileri de şaşkınlık içerisinde bırakırdım. Şimdi mi? Şimdi de bir şey değişmedi, yine olsa yine yerim. Ama malesef Almanya’da taze vişneye rastlamak imkansız denecek kadar zor veya rastlasanız bile fiyatı çok çok çok pahalı. O yüzden burada dondurulmuş vişne tercih etmek durumunda kalıyorum. Dondurulmuş olanları meyve olarak tüketmek tazesi kadar iyi olmadığı için ben de daha çok vişneli tariflere yöneliyorum.
Vişne ve çikolata kombinasyonuna birçok insan bayılsa da benim tercihim vişneli tariflerin daha hafif, limonlu, aromatik olmalarıydı. Ancak bir süredir ben de vişne-çikolata ikilisine sarmış durumdayım ve bu konuda denemelerim oldu. Bu kek de onlardan biri. Süngerimsi, ince ama yoğun, brownie-kek arası bir sonuç çıkıyor ortaya. Dilerseniz vişneli bir sos hazırlayıp daha ıslak kıvama getirebilirsiniz. O zaman buyrun tarifi…

vişneli çikolatalı kek

Malzemeler
150 gram bitter çikolata (Ben bu kez %55 kakao oranlı kullandım, eğer %70 kullanırsanız aşağıda vereceğim toz kakao miktarını bir kaşık azaltın)
125 gram tereyağı
4 yumurta (oda sıcaklığına getirilmiş)
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
3 yemek kaşığı kakao
1/2 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı soğuk süt
1 su bardağı vişne

1. Çikolata ve tereyağını (dibinde en fazla iki parmak kaynar su bulunan bir tencerenin/kabın üzerinde) benmari usulü eritip soğumaya bırakıyoruz.
2. Yumurta ve şekeri hızlı devirde üstü köpüklenip rengi grimsi olasıya kadar çırpıyoruz.
3. Ayrı bir kabın içine un, kakao ve tuzu eleyerek karıştırıyoruz.
4. Soğuyan çikolata ve terayağı karışımınızı şekerli çırpılmış yumurtalara ekleyin ve düşük devirde homojen hale gelesiye kadar çırpıyoruz.
5. Ayrı kaptaki toz karışımınızı (un+kakao+tuz) çikolatalı karışım ile birleştiriyoruz. Bir spatula ya da kaşık yardımıyla toz tanecikleri tamamen görünmez olana kadar karıştırıyoruz. Bu aşamada çırpmıyoruz.
6. Son olarak 2 yemek kaşığı soğuk sütü kek hamuruna ekleyip karıştırıyoruz.
7. Hamuru yağlı kağıt kaplanmış kalıba döküyoruz, kalıbı mutfak tezgahına bir iki kere vurarak üzerindeki hava kabarcıklarını alıyoruz ve üzerine belirli aralıklarla vişneleri batırıyoruz. (Kekin ince olması için ben tart kalıbı tercih ettim. Siz 26 cm civarında farklı bir kalıp veya borcamda da deneyebilirsiniz.)
8. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişiriyoruz. (Ben ince yaptığım için bu kez süre vermiyorum. Siz de aynı incelikte tart kalıbı kullanarak yaparsanız 20 dakika sonra kürdan testi yaparak çıkarabilirsiniz.)
9. Kek oda sıcaklığına geldiğinde üzerine dekor amaçlı pudra şekeri serpebilirsiniz. Ben kekin koyu rengi üzerinde o kar yağmış görüntüsünü çok sevdim.
Afiyet olsun! 🙂

0

Domates-Peynir-Fesleğen Soslu Bahar Makarnası

Başlıkta bahar makarnası yazdığına bakmayın. Onu aslında kendime bir ironi olsun diye yazdım. Çünkü Nisan ayında, Almanlar paskalya kutlarken mevsim bahar olmasına rağmen burada resmen kışın yağmadığı kadar kar yağdı. Ben de madem dışarıda bahar yok, o zaman benim mutfakta olsun dedim ve huzurlarınızdaki başlığı düzenledim. 🙂

Bu yaptığım ve hatta yediğim en en en iyi domates soslu makarna oldu. Çok hafif, kolay, az malzemeli, düşük kalorili ve sağlıklı.

domateslimakarna

Malzemeler:

Makarna (1 paketin 2/3’si)

4 yemek kaşığı zeytin yağı

1 adet konserve doğranmış domates

1 adet küçük boy kuru soğan

1 tatlı kaşığı granül sarımsak (veya 2-3 diş sarımsak)

1 tatlı kaşığı kuru fesleğen

2 adet üçgen eritme peynir

2 adet küp şeker

Tuz

Üzeri için parmesan peyniri

1. Makarnayı ortalama 7 dakika hafif dişe gelecek dirilikte tuzlu suda haşlayın. Daha sonra birkaç dakika sos ile de pişeceğini hesaba katarak istediğiniz yumuşaklığı elde edin. Süzdükten sonra soğuk sudan geçirmeyin, yalnızca yapışmasını önlemek için bir iki kere karıştırın.

2. Makarnalar haşlanırken bir yandan sosu yapmaya başlamamız gerekiyor. İlk olarak ince küp şeklinde doğranmış soğanları ısıtılmış zeytinyağıyla bir sos tenceresinde soteleyin.

3. Soğanlar hafif renk alıp saydamlaşınca üzerine sarımsağı ekleyin ve karıştırın. Bir dakika sotelemeye devam ettikten sonra üzerine konserve doğranmış domatesi alın. (Yazın olgun yaz domatesleri kullanabilirsiniz. Fakat kış aylarında renk ve lezzet için mutlaka konserve tercih edin.)

4. Karışımı biraz karıştırıp üzerine haşlanan makarnanın suyundan yarım su bardağı ekleyin. Tuzu ve fesleğeni ekleyin. Bir kez daha karıştırıp tencerenin ağzını kapatın ve 7-8 dakika orta ateşte pişmeye bırakın.

5. Sos katılaşmaya başladığında ve üzerinde hala domates parçalarının bir kısmı görünüyorken, sosun sıvı olan kısmını makarnaları haşladığınız tencerenin dibine alın. (Bu arada makarnalarınız süzgeçte bekliyor olacak.) Sosun parçalı olan diğer yarısına ise iki adet küp şekeri ekleyin ve şekerler eriyinceye kadar karıştırarak sosu pişirmeye devam edin.

6. Büyük makarna tencerenize aldığınız sıvı sosa üçgen eritme peynirleri ekleyin ve tel bir çırpıcıyla peynirler tamamen eriyip karışana kadar hızlı tempoda çırpın. Sos peynirle birleşip hafif kaynamaya başladığı zaman makarnaları içine ekleyin ve her tarafına yayılacak şekilde karıştırın. Makarna sosu çekene kadar (yaklaşık 3 dakika) karıştırarak pişirin.

7. Son olarak makarnanızı servis tabağınıza alın. Üzerine domates parçalı tatlımsı sostan iki yemek kaşığı gezdirin ve parmesan dilimleriyle servis yapın.

Afiyet olsun!

0

Meyveli Yulaf Ezmesi

Bugün en kısa blog yazımı yazıyorum. Doğal olarak da bu gönderi, şimdiye kadarki en pratik ve en hızlı tarif olacak. Peki bu kadar kolaysa ben bunu niye yazıyorum? Çünkü yataktan kalkmak istemediğim, işe gitmenin ölümden beter geldiği sabahlarda beni baştan ayağa tazelik ve enerjiyle dolduran, resmen içimi açan bir zahmetsiz kahvaltı şekli bu. O yüzden sizlerle de paylaşmak istedim, belki pazartesi sendromlarınıza karşı faydası dokunabilir, ne dersiniz? 🙂

Malzemeler:

3 yemek kaşığı yağsız yoğurt

3 yemek kaşığı yulaf ezmesi

3-4 adet çilek, 6-7 adet böğürtlen

1 tatlı kaşığı bal

1 çay kaşığı tarçın

yulaf

Malzemeler bu kadar! İlk olarak çukur bir kase ya da bir kup alıp dibine 3 kaşık yağsız yoğurdu alıyoruz. Ben Almanya’da bulunduğum için buradaki yoğurdu kutudan çıktığı haliyle kullanıyorum. Çünkü buradaki yoğurt yağsız ve çırpılmış kıvamda satılıyor. Türk yoğurdu kullanacaksanız siz önceden çırparak krem formuna getirerek kullanın. Yoğurdun üzerini kaplayacak şekilde yulafı eşit bir biçimde üzerine yayıyoruz. Ben yoğurtla yulafı karıştırmıyorum, yulafın ağza gelen kıtırlığından hoşlanıyorum. Siz yumuşak olmasını isterseniz yulafı hafif bir şekilde yoğurdun içine bastırın. Tamamen yoğurtla birlikte karıştırmanızı kesinlikle önermiyorum, çünkü o zaman yulaf yoğurdu tamamen çekiyor ve kaskatı bir kıvam ortaya çıkıyor. Daha sonra meyveleri dilimleyip üzerine alıyoruz. Bu görselde çilek ve böğürtlen tercih ettim, çünkü favorim kesinlikle bu ikili. Ama ben her sabah dilediğim farklı meyvelerle çeşitlendirmeyi seviyorum. Muz, ahududu, yaban mersini gibi meyveler de çok çok güzel oluyor. Son olarak meyvelerin üzerine tarçını serpiyoruz ve balı gezdiriyoruz. (Eğer sadece muz kullandıysam bal yerine dut pekmezi gezdiriyorum. Tadı o zaman daha uyumlu ve hafif oluyor.) Ve yulaf ezmemiz hazır! Şimdi onu kaşıklayıp güne enerjiyle başmaya hazırız. Pazartesi sendromu da neymiş?! 🙂

0

Hızlı Hafta Sonu Keyfi – 15 Dakika Sofrası

Yoğunluktan dolayı yazamadığım upuzun bir aradan sonra, bu sefer vakit geçirmeden dün akşamın keyifli ve bir o kadar da kolay sofrasını paylaşmak istiyorum.

Ben tam anlamıyla bir balık ve deniz ürünü insanıyım. Deneyip de hoşlanmadığım bir deniz ürünü yok diyebilirim. Ve yenilerini denemekten de hiç çekinmem. Ancak blogtaki balıklı tariflerimin neredeyse hepsi somon üzerine, farkındayım. Bunun ilk sebebi tabii ki somon seviyor olmam. Fakat bir başka sebep ise Almanya’da yaşıyor oluşum ve burada malesef en lezzetli balık somon. Bu anlamda çeşitlilik doğal olarak çok düşük. Bu durum bir İzmirli olarak beni derinden yaralasa da elimdekiyle yetiniyorum şimdilik. 🙂 Ve bu girizgahtan da anlaşılacağı gibi yine bir somon tarifi geliyor. Bu seferkine tam olarak tarif de denemez aslında; o yüzden pişirme şekli desek daha doğru. Önce fotoğraf, ardından tarif gelsin öyleyse… Keyifli okumalar! 🙂

hsonu somon

1 porsiyon için malzemeler:

250-300 gram somon fileto

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı tuz

Sosu için:

2 yemek kaşığı taze limon suyu

1 tutam ince kıyılmış maydanoz

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1/2 çay kaşığı kırmızı pul biber

1 tutam tuz

Fileto olarak orta kemiğinden ayrılmış, temizlenmiş ve dilimlenmiş somonu derisinden dikkatlice ayırıyoruz. Filetonuz minimum 2 cm civarı kalınlıktaysa bu işlem son derece kolay oluyor. Daha inceyse bir bıçaktan yardım almanızı önerebilirim. Derisinden ayrılmış somonun her iki yüzeyini cömert davranarak tuzluyoruz. Teflon ya da döküm demir bir tavayı yağsız olarak ısıtıyoruz. Tava eliniz değmeyecek kadar sıcak olduğunda bir kaşık zeytinyağını tavanın tabanına damla damla sıçratarak alıyoruz. Birkaç saniye içinde yağ da ısınıyor ve somonu derinin olduğu kısım tavaya değecek şekilde koyuyoruz. Hiç dokunmadan ortalama dört dakika kadar pişiriyoruz, kenarları beyazlayıp pişen tarafı altın rengi olduğunda filetonun diğer tarafını çeviriyoruz ve aynı işlemi tekrarlıyoruz. Tavayı ateşten alıp filetoyu iki dakika dinlendiriyoruz.

Bu arada sosumuzu hazırlayabiliriz. Sos için önce limon suyuyla maydanozu karıştırıyoruz ve tuzu ekliyoruz. Ardından zeytinyağını ekleyip çırpıyoruz. İlk aşamada zeytinyağını koyarsanız ya da hepsini aynı anda çırpacak olursanız acı (bitter) bir tat olur; o yüzden bundan kaçınıyoruz. Çırpılmış sosun üzerine kırmızı pul biberi ekliyoruz, ancak karıştırmıyoruz. Tabağa aldığımız somonun üzerine bu sostan istediğimiz kadar gezdiriyoruz. (Fotoğrafta çıkmamış ancak aşağıda somonun soslanıp yakından çekimini görebilirsiniz.)

sos somon

İlk fotoğrafta gördüğünüz mezeler: Köz patlıcan salatası ve Crouton (baharatlı-zeytinyağlı kızarmış ekmekler) eşliğinde yoğurtlu semiz otu salatası. Siz kendi istediğiniz mezelerle servis yapabilirsiniz. İçecek olarak bizim tercihimiz kuru-sek beyaz şarap.

Umarım bu süper-kolay somonu denersiniz ve beğenirsiniz. Afiyet olsun! 🙂